Category: Eğitim Aktiviteleri


Nesin Vakfı’na ait olan MATEMATİK KÖYÜ’nün faaliyetlerini bir süredir izliyordum. Ama kızımın katılmasıyla birlikte köye olan ilgim arttı ve hakkında birinci ağızdan bilgi edinme fırsatı buldum.

Matematik Köy’ü İzmir’in Selçuk ilçesi’nde Şirince Köyü’nde 55 dönüm üzerine kurulmuş, taş yolları ve yine taş evleri ile gerçek bir köy. Burada matematikle ilgili pek çok faaliyet organize ediliyor. Bunlardan süreklilik arz edenler lise, üniversite ve yüksek lisans-doktora düzeyinde yapılan Matematik Yaz Okulları. Bu yaz okulları ile ilgili olarak bence vurgulanması gereken asıl konu, asla kar amacı için yapılıyor olmamaları. Yaklaşık 60 tane olan öğretmenlerin hiçbiri burada verdikleri dersler karşılığında ücret talep etmemekteler. Ali Nesin de tüm yazını, o sıcakta öğrencilere matematik öğretmekle geçiriyor. Bunu bırakın kar amacı için yapmayı bir de her sene zarar ediyorlar. Çünkü öğrencilerden talep edilen ücret sadece günde dört öğün verilen yemek, su ve diğer içecekleri karşılamak amacı ile alınıyor. Ücretli öğrencilerin yanında pek çok burslu öğrenci de kaldığı için ve köyün yiyecek dışında başka masrafları da bulunduğundan gelirler ne yazık ki giderleri karşılamıyor.

İşte bu noktada eğitim için yapılan fedakarlığa hem hayran kalıyorum hem de ben yapabilir miydim acaba diye öz eleştiri yapıyorum. Maddiyatın, hayatımızda neredeyse tüm değerlerin yerine geçtiği günümüzde zarar etmek pahasına bu kadar adanmışlık bana biraz da Tibet rahiplerini anımsatıyor. Köy, her türlü popüler kültür ürününden uzakta. Örneğin televizyon yok, lise öğrencilerinin kendi bilgisayarlarını getirmeleri yasak. Bu, bence gençleri birbirleriyle iletişim kurmaya zorluyor ki özellikle insanlar arası ilişkinin yerini insan-TV ve insan-PC ilişkilerinin aldığı günümüzde bir nev’i detoks olmakta. Özellikle de oraya yaz tatilini başka şekilde geçirmek yerine Ege’nin sıcağında günde 8 saat matematik dersi almaya hevesli olan öğrencilerin gittiği, bu öğrencilerin de hedefleri olan ( ya da olması gereken) bilinçli, iyi eğitimli yani teknolojiye yatkın gençler olduğu düşünüldüğünde 15 gün TV ve PC’den uzakta yaşamak bulunmaz bir fırsat bence.

Kızımın oraya gitmesini istememin tek nedeni matematik öğrenmesi değildi. Yukarıda saydığım televizyon ve bilgisayarın olmaması, köydeki tüm işlerin iş bölümü ile yapılması, birçok hocayla ve farklı okullardan gençlerle tanışacak olması ve eğitim için yapılan fedakarlıkları görüp anlamasını istemem diğer nedenlerdi. 15 gün sonunda gönderme amaçlarıma fazlasıyla karşılık verildiği için bu yazıyı yazma gereksinimi gördüm. Çünkü geçen sene başvurma aşamasında ne yazık ki hiçbir velinin yorumunu bulamadım. Katılanların deneyimlerini anlatmaları köyün faaliyetlerinin devamı yani tanıtımı için çok önemli Çünkü şimdiden benim çevremde bu köye ileride çocuklarını göndermek isteyen bir grup oluştu.

Köyün kazanımlarını biraz açıklamak istiyorum. Birincisi doğal olarak matematik öğrenimi ama bunu farklı yerlerden de edinebileceğiniz için tek çekim faktörü bu değil. Matematikten, okuduğu lise itibariyle biraz uzaklaşan kızım, Ali Nesin sayesinde matematiği tekrar sevdiğini söylüyor ki asıl kazanım bu işte. Çünkü sevilen her konuda başarılı olunacağına inanmaktayım. Yatakhanede birlikte kalınması, toplu yaşama kurallarına uyum konusunda diğer bir kazanım. Çocuklarımızın bir süreliğine bizim koruyuculuğumuzdan ve her şeyi onlar için kolaylaştırmamızdan uzaklaşması kişilik gelişimleri açısından oldukça önemli. Diğer bir kazanım da (bence en önemlisi bile olabilir) işlerin ortaklaşa yapılması. Birlikte yaşanılan insanların bulaşığını yıkamanın, yolları süpürmenin, tuvaletleri temizlemenin göründüğünden daha fazla yararı olduğu kanısındayım. Başkaları için bir şeyler yapmak, kendilerinin yarattığı dağınıklık ve pislikleri yine kendilerinin temizleyecek olması, kısacası toplum yaşamında sorumluluk sahibi olmaları, matematik köyünün matematik yanında verdiği ilave bir hayata hazırlanma eğitimi bence.

Tatil günü olan bir Perşembe günü hep birlikte gidilen deniz kıyısına, Nesin Vakfı’nın çocuklarının gelmesi, kızımdan duyduğum kadarı ile Ali Nesin’in onlarla gerçekten çok yakından ilgilenmesi, gerek O çocuklar gerekse bizimkiler için yaptıkları da öğrencilerin insanlık adına iyi bir örnek görmeleri imkanını sağlamış. İyi, fedakar, kendisinden çok başkalarını düşünen insan rol modellerinin azaldığı bu günlerde, kızımın bunları anlatması üzerine O’nu bu köye gödermekle ne kadar iyi bir iş yaptığımı düşündüm.

Tüm bunların yanında köyün bağışlarla yürüyor olması ve zarar etmesi canımı biraz acıtmakta. Köydeki su kaynakları bittiği için suyu olan başka bir arazi alınmak zorunda. Ayrıca yapıların da tamamlanması ve başka ihtiyaçlar için de para gerekli. Böyle bir köyün devamlılığının sağlanması için bir şeyler yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Aklıma bu köyün farklı da olsa bir eğitim kurumu işlevi gördüğü fakat diğer eğitim kurumları gibi bir Aile Birliği olmadığı geldi. Yıllardır çocuklarımın okul aile birliklerinde gönüllü olarak çalıştım. Gerektiğinde okulların gerektiğinde ise öğrencilerin eksiklerini tamamlamak için faaliyetler düzenledik. Bu köyün de, gerektiğinde maddi-manevi destek alabileceği bir Aile Birliği olması kanısındayım. Bunun için de facebook’ta bir grup kuruyorum. Ne kadar destek alabileceğimi şimdiden kestirmek zor ama en azından bu köye katılan öğrencilerin ve velilerinin bu birliğe gönüllü katılmaları ile bu grubun oluşabileceği fikrindeyim. Çocuğumuz ister katılsın ister katılmasın eğitimin desteklenmesi için herkesin bu gruba üye olması, köyün faaliyetlerinin desteklenmesi açısından çok faydalı olacaktır. Bu gönüllü eğitimciler için neler yapabileceğimi, onlara nasıl yardım edebileceğimi düşünüyorum. Benimle aynı fikirde olan herkesin bu grubu ve faaliyeti desteklemesini rica ediyorum. Grubun ilk faaliyeti olarak da herkesten, köyün ihtiyaçlarının karşılanması için de bağış yapmasını rica ediyorum. Matematik Köyü’nün Facebook’ta oldukça fazla takipçisi var. Bu kalabalık gruptaki herkesin 5-10 TL vermesi köyün acil ihtiyaçlarının karşılanması için çok yararlı olacaktır. Ayrıca bu miktarın kimseyi etkileyeceğini zannetmiyorum. Tek başımıza bu kadar az bir miktarla iyi bir yardım yapamayız ama hep birlikte olursak ülkemizin akıllı gençlere ihtiyacı olduğu bu günlerde bu gençler için çalışanların para yerine derslerle uğraşmalarına katkıda bulunabiliriz.

Facebook’ta MATEMATİK KÖYÜ AİLE BİRLİĞİ adı altında açılan gruba siz de tüm tanıdıklarınız davet ediniz. (http://www.facebook.com/#!/groups/344729272282363/ )

Bağış için:

NESİN VAKFI

İş Bankası
Parmakkapı Şubesi
Şube kodu: 1042
Hesap numarası: 0687054
İBAN: TR170006400000110420687054

http://www.matematikkoyu.org

Analiz Ağırlıklı Matematik Çalışta
Tarih: 25 – 29 Ekim 2012 (Kurban Bayramı, Köy’e geliş 24 Ekim 2012.)

Hedef Kitle: Lise ve matematik bölümü lisans öğrencileri

Daha fazla bilgi için:
http://matematikkoyu.org/etkinlikler/2012_kurban_lise_lisans/index.php

2012 Kurban Bayramı Lisans ve Lisansüstü Matematik Okulu
Tarih: 25 – 29 Ekim 2012 (Kurban Bayramı, Köy’e geliş 24 Ekim 2012.)

Hedef Kitle: Matematik bölümü üst seviye lisans, (doktora dahil) lisansüstü öğrencileri ve araştırmacılar.

Daha fazla bilgi için:
http://matematikkoyu.org/etkinlikler/2012_kurban_lisansustu/index.php

Hangi sınav olursa olsun, çok etkili olacağını düşündüğüm bir tekniği aşağıda tüm ayrıntıları iLe yayınlıyorum:

Burada size verimli ve tam öğrenmenin nasıl gerçekleşeceğinden bahsedeceğim. Hataları nasıl sıfıra indirebiliriz, konuları hatasız nasıl öğrenebiliriz; bu konu ile ilgili bir şeyler yazacağım. (Sıfırlama Tekniği)

Sınavlara hazırlık süreci, oldukça yorucu ve sıkıcıdır. Eğer belli derslerden sınav formatına (YGS-LYS-KPSS) uygun hazırlanmazsanız, zorluk çekersiniz. Şimdiye kadar, sınav formatına uygun hazırlanmadık mı dediğinizi duyar gibiyim. Anlatacaklarımı okuduktan sonra bana hak vereceksiniz eminim.

Önce şunu söyleyeyim; sözel içerikli herhangi bir dersin (biyoloji, tarih ve coğrafya gibi) ÖSS tarzında gelen soruları dersin tamamını soru yapacak şekilde sorulmuyor mu sınavlarda?

Yani; bir tarih veya biyoloji sorusunu yapabilmek için, biyoloji veya tarih müfredatının tamamını bilmeniz gerekmiyor mu?

Evet dediğinizi duyar gibiyim.

Peki, eğer böyleyse sizin bir sözel dersin tamamını, aynı anda bilmeniz gerekiyor soru yapabilmek için…

Bunu su anda uyguladığınız programda yapabiliyor musunuz, tabii ki hayır. Konuları 9-10 aya yayarak öğreniyorsunuz. Peki bir romanı 9-10 aya yayarak okumaya çalışırsanız, bir şey anlayabilir misiniz?

Kopukluk olur değil mi ? Peki dershanelerde konuları bu kadar süreye yayıp bitirmiyor musunuz? Ondan sonra sürekli konu öğreniyorum ama puanım bir türlü istediğim oranda artmıyor diyorsunuz.

Puanızının artmamasının sebebi sadece sizin iyi çalışmamanızdan mı yoksa, sizin uyguladığınız programdan mı kaynaklanıyor?

Bence uyguladığınız program sizi verimsizliğe itiyor. Yani bilgiler bir taraftan beyne doluyor arada süre fazla olduğundan, unutuluyor.

Birinci hafta bir konu, ikinci hafta başka bir konu, sürekli doldur boşalt… Oysaki , sınav sorusunu yapabilmek için, bütün müfredatın beyninizde olması gerekiyor. Şu andaki sisteminizde mümkün mü? Tabii ki değil…

Çünkü dershane sistemi buna izin vermiyor. Ama siz bu verimsizliğin kolaylıkla üstesinden gelebilirsiniz.

Burada nasıl çalışmanız gerektiğini anlatacağım; Aktif çalışma ve sabit çalışma nasıl olur bunlardan bahsedeceğim, bildiğiniz çalışma sistemlerinden farklı olarak.

Öncelikle şunu belirteyim, bu programı uygulamak için, günlük 4-5 saatlik çalışma süresine ihtiyacınız var. Bu programı yalnız başına uygulayamıyorsanız, koçluk için bizden destek isteyin.

15-20 günde, sözel derslerden herhangi birini hatasız hale getirebilirsiniz. Bunu okuduğunuzda şaşırdığınızı görür gibiyim, ama sabredin, bana hak vereceksiniz.

4-5 saatin yaklaşık 1.5-2 saatini, aktif çalışma dediğimiz modelle öncelikle sözel dersler için ayırmanız gerekiyor. Bu modelle çalışmayla, 2.5-3 ay gibi bir sürede bütün sözel derslerden, hatasız hale gelebilirsiniz.

Hala nasıl olacak bu iş dediğinizi duyar gibiyim… Merak etmeyin anlatacağım…

Öncelikle bu çalışma evde kendi başınıza bir çalışma olduğu için, bazı kaynaklara ihtiyacımız olacak. Hemen hemen her öğrencinin evinde olan konu anlatımlı kaynaklar ve 30 civarında da tam deneme kitapçığı.

Aktif çalışma ile, sözel derslerin herhangi birini (tarih dersi örnek olsun) 15-20 günde nasıl hatasız hale getirebilirsiniz?

ÖRNEĞİMİZ TARİH DERSİ: Öncelikle iyi hazırlanmış bir konu anlatımlı kaynağa ve 30 tane tam denemeye (lys-ygs tarzında) ihtiyacımız var… İşin çoğunu bunlarla halledeceğiz. Kitapları doğru kullanabilirsek herşeyi kendi kendimize çok hızlı ve kolaylıkla öğrenebiliriz.

Günlük çalışacağımız ders saatinin 1.5-2 saatini sözel bir dersin tamamını çalışacak şekilde ayırıyoruz. (Tamamını kısa sürede öğrenmeniz gerekiyor çünkü sınavdaki soruları yapabilmek için 4 yıllık müfredatı aynı anda bilmeniz gerekiyor)

Bu kısmı, aktif çalışma diye adlandırıyorum. Öncelikle konu anlatımlı kitabı baştan aşağı 5-6 gün gibi bir sürede (sadece kitabın konu anlatımlarını) günde 1.5 2 saat okuyarak özet çıkartarak bitirmeniz gerekiyor. Ortalama 200-250 sayfalık bir kitap, günde 2 saat okunarak 5-6 gün gibi bir sürede okunabilir değil mi?

Peki bu şekilde kitabı okuyarak sınav sorularını yapabilecek hale gelebilir misiniz? Olmaz tabii ki sözlerinizi duyar gibiyim… Haklısınız.

Peki bu şekilde okuyarak, kitabın içinde ne var ne yok öğrenebilir misiniz? Kitabı bitirmenin verdiği psikolojik rahatlığı hissedebilir misiniz? Yani kısaca, kitapla biraz dost olursunuz… Bu kısımlarda hemfikiriz değil mi? Güzel…

Peki bundan sonra ne olacak? Bu kitabın sınavda size her noktası sorulmuyor mu? Hatta konular iç içe sokularak dipnotları bile soru hale getirilmiyor mu? Yani bütün bir ekmek gibi, yut yutabilirsen… Yutulur mu, hayır?

Ne yapmak gerekli yutmak için, küçük küçük parçalara ayırmak gerekli… Bu nasıl olacak ? Denemelerle olacak. Hani 30 tane tam deneme almıştın ya, onlarla… Daha önce 5-6 gün boyunca okumuştun ya, bu işin ısınma kısmıydı. Antrenmana çıkmadan önce yapılan ısınma hareketi gibi… Asıl iş bundan sonra başlıyor… Parçala, böl ve yut yöntemiyle…

İlk iş olarak, denemenin sadece tarih sorularını çözüyorsunuz. (yaklaşık 30 soruda 20 doğru 5 veya 10 boş veya hatalı sorunuz olduğunu kabul edelim) Asıl işinizin bundan sonra olduğunu kabul edelim. Bu boş veya hatalı soruların cevaplarını kitapta bulamaz mıyız? Bulursunuz tabii ki, ve daha önce kitabı okumuştunuz, neyin nerede olduğunu biliyorsunuz zaten. Yapacağınız ilk şey, sadece sorunun cevabını bulmak değil, hatalı veya boş sorunun gönderdiği yerin ara başlığını iyice öğrenmek. Bu da yaklaşık 2-3 sayfadır. 5-10 dakika süre ile bu alanı beyninize yerleştirmek gerekir.
Bir diğer hatalı veya boş soru başka bir konunun başka bir parçasına gönderecek sizi… Orayı da aynı şekilde 5-10 dakika süre ile çalışmak, başka bir yanlış başka bir parça derken, bu şekilde günde 3 tarih deneme analizi, her bir denemede ortalama 5-10 hata çıksa, günde 3 denemede, bir hafta 10 günde 25- 30 deneme yapar… Her denemede bir konudan birkaç soru sorulduğunu göz önüne alırsak, 25 veya 30. denemeye gelindiğinde hata yapma oranımız ne olur sizce? Durun ben cevaplayayım… 8-9 yıldır uygulatıyorum, bir haftaya yakın ön okuma bir hafta 10 gün deneme analizleri yapınca, 15-20 günde hemen hemen o dersten hatasız hale gelirsiniz… Ve dersin bütününü öğrenmiş olursunuz. Ve ÖSS formatına uygun hazırlanmış olursunuz. Bu çalışmayı yaptığınızda, dershaneniz, anlamlı hale gelir. Önden ve tam öğrendiğiniz için puanınız sürekli bir artış gösterir. Aktif çalışma metodu ile, sözel derslerin tamamını, 2.5-3 ay gibi bir sürede tamamlamış olursunuz. Gelelim 5 saatlik günlük çalışmanızın geri kalan 3 saatinde yapacağınız çalışmaya. Bu çalışmaya da sabit çalışma diyoruz. Sabit çalışmayı da, sayısal dersler için yaptırıyoruz. Aslında sabit çalışma dediğimiz kısım genelde uygulanan yöntem. Sadece benzetim sayılarında eksiklikler var… Okulda veya dershanede öğrendiğiniz bir sayısal dersin konusundan sonra hemen testlere geçip soruları çözmeye çalışıyorsunuz. Öğrendiğiniz kadarıyla ne kadarını çözebiliyorsunuz. %80 i desem az mı olur çok mu olur bilmiyorum… Ama tamamını çözebilmek için örneklendirmenizin çok iyi olması gerektiğini biliyorum. Örnekleri sadece hocalarınızdan mı almanız gerekiyor? Sadece öğretmenlerinize bağlı kalmak yeterli olmaz. Ne yapmak gerekiyor? Yine iş evdeki konu anlatımlı ve çözümlü soru bankalarınıza düşüyor. Konuyu öğrendikten sonra testlere geçmeden önce konu güçlendirme çalışmaları yapmanız gerekiyor. Ne kadar çok çözümlü örnek görürseniz benzetiminiz o kadar artar? Ne kadar benzetiminiz artarsa, soruları yapabilme olasılığınız o kadar artar. Konuyu dinlediniz, eve geldiniz ve testlere geçmeden önce çözümlü konu analizi yapmanız gerekiyor dedik. Küçük konulardan yaklaşık 200-300, büyük konulardan (türev integral) 500-600 soru analizi yapmanız gerekiyor. Siz de hak verirsiniz ki, bu kadar soruyu derslerde hocalarınızın çözecek zamanı yok. Ama bunu çözümlü kaynaklardan çok kolaylıkla kendi başınıza halledebilirsiniz… Bu güçlendirme çalışmalarını yaptıktan sonra, testlere geçebileceksiniz. Göreceksiniz, soruları daha kolay çözebilir hale geleceksiniz. Çözemediğiniz soru olduğunda, benzetim ile kaynaklardan yararlanarak çözüme ulaşabilirsiniz. Bu şekilde hem zaman kaybı olmaz, hem de bunalımınız azalır. Bu arada hocalarınızın peşinde koşarak hem onları hem de kendinizi yıpratmazsınız. Kısacası son sınıfa gelen öğrenci, aktif çalışma ile sözel dersleri bütün-parça yöntemi ile, sayısal dersleri parça-bütün yöntemi ile çok daha verimli öğrenebilir.
TUNA ŞAHİN MATEMATİKÇİ-ETKİLİ VE VERİMLİ ÖĞRENME UZMANI

<a href=”http://ogrencikoclugu.org/sifirlama_teknigi.html” title=”SIFIRLAMA TEKNİĞİ” target=”_blank”></a>

Almanya’da Avrupa’ya model oluşturmak üzere endüstriyel ilişkiler ve kriz yönetimi konusunda WSI tarafından organize edilen yaz okulu ile ilgili bilgiler aşağıda verilmiştir. Başvuru 27 Nisan’da son bulacak ve bu konuyla ilgilenen tüm öğrenci ve araştırmacılara açık.

Invitation – Call for Applications
WSI Summer School 2012
17 September – 21 September 2012 in Berlin
Industrial Relations and Crisis Management in Germany: a model for Europe?
What are the aims of the WSI Summer School?
The WSI Summer School is an excellent opportunity to learn more about the current features of industrial relations in Germany and the challenges ahead for organised labour. We want also to provide scope for a critical assessment of the topics presented and encourage a discussion of political alternatives. Finally, we will ask to what extent German industrial relations are currently taken as a model for Europe?
Who can participate in the WSI Summer School?
The WSI Summer School addresses students and doctoral students as well as young researchers from all social sciences (Economics, Law, Sociology, Political Science etc.). The WSI aims to have an international composition of participants. Therefore, the working language during the WSI Summer School will be English.
Application:
Applications for the participation at the WSI Summer School should be sent at latest by 27 April 2012 to wsi-summerschool@boeckler.de. Please use the application form enclosed with this invitation.
Fees:
All participants have to pay a lump-sum of 50.00 Euro for accommodation and meals during the Summer School. Travel costs have to be covered by the participants. In individual cases the WSI can award a grant towards the travel costs.
Where does the WSI Summer School take place?
The WSI Summer School takes place at the IG Metall Bildungsstätte Berlin Pichelssee which is a training college of the German Metalworkers’ Union IG Metall.
For more information see: http://netkey40.igmetall.de/homepages/bs-berlin.pichelssee/

http://www.boeckler.de/pdf/v_2012_09_17_call.pdf

%d blogcu bunu beğendi: