Bu yazı dizisinde yeni 4+4+4 sistemini, oldukça detaylı olarak incelemeye çalışacağım.

Yapılması planlanan bu değişikliklerle birlikte halen uygulanmakta olan 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim yerine, 12 yıllık zorunlu kademeli eğitim getirilerek 12 yıllık süre üç kademeye ayrılmıştır. Birinci kademe 4 yıl süreli ilkokul (1. 2. 3. ve 4. sınıf), ikinci kademe 4 yıl süreli ortaokul (5. 6. 7. ve 8. sınıf) ve üçüncü kademe 4 yıl süreli lise (9. 10. 11. ve 12. sınıf) olarak düzenlenmiştir.

MEB yetkilileri yapılan bu değişikliğin AB standartlarını sağlamak yani lise mezunu genç sayısını arttırmak için yapıldığını belirtmekteler. Bunun yanısıra ilköğretim 1. kademede bulunan örneğin 1. sınıf öğrencisinin, 2. kademe öğrencisi ile okul içinde aynı mekanları kullanımının yarattığı sıkıntıları gidermede de etkili olacağı görüşündeler.

Belirttikleri 1. amaç oldukça uygun bir hedef. Hepimiz ülkemizdeki gençlerin enaz lise mezun olmasını arzu ederiz. Ama bunun sadece eğitim sistemini değiştirmekle sağlanabileceğini düşünmek biraz hayalperestlik bence. Özellikle lise okumayan/okuyamayan öğrencilerin neden eğitimlerini bıraktıkları konusunda çok geniş kapsamlı araştırmalar yapılıp, olayın sosyo-ekonomik, politik, psikolojik nedenleri irdelenerek multidisipliner bir yaklaşım gerekmektedir. Örneğin ev bütçesine katkıda bulunmak amacıyla liseye gitme yerine çalışmak zorunda kalan bir gencin sorunu, eğitim sistemine zorla yaptırım getirme ile çözülemez. Bu gençlerin sisteme kazanımı için örneğin verilen bursların arttırılması ya da liselerde ücretli çalışmak/staj gibi aktiviteleri hayata geçirmek, çözümün kalıcılığını ve sürdürülebilirliğini arttıracaktır.

2. amaç olarak belirtilen aynı mekanların kullanılmasının çocuğa zarardan çok yararı olduğu görüşündeyim. Büyük kızıma kitap okumayı, ders çalışmayı, odasını toplamayı ben öğrettim. Oysa ikinci kızımda herşeyin otomatik olarak geliştiğini gözlemlemekteyim. Önünde kendisi gibi bir çocuk olan rol model abla olması, rol model olmaya çalışan ebeveynden daha etkili galiba. Kendisini anne ya da babasının yerine koyabilmesi algısal açıdan zor olduğundan bizi taklit etmesi de biraz daha zor ve uzun sürmektedir. Oysa kendisi gibi hala çocuk olan abla/abinin davranışlarını benimsemesi, hele de büyüme arzusunun şiddeti ile daha kolay olmaktadır.

Bu bağlamda yeni sisteme gelecek olursak, çocukları izole ederek sadece kendi yaş gruplarından oluşan ortamlarda yaşamaya zorlamanın kişisel gelişimleri açısından negatif etki yapacağını düşünmekteyim. Yemekhane kuyruğunda nasıl durması gerektiğini, tuvaleti nasıl kullanacağını hep gözlemleyerek uygulamaya geçiren çocuklar, kendisi gibi yetenekleri henüz gelişmemiş yaşıtlarıyla daha yavaş ilerleyecektir.

Olumsuz davranışların da bu yolla öğrenildiği bir gerçektir ki sistemin değişmesinin temel çıkış noktalarından birisi budur.Doğal olarak olumlu özelliklerin yanı sıra büyük öğrencilerden olumsuz davranış tarzları da göreceklerdir tabi ki. Ama zaten hayat böyle değil midir? Bu sistem bize der ki, her gördüğümüz olumsuzluğu hemen davranışa dönüştürürüz, o zaman görmeyelim. Yok böyle bir şey. Bu, cinayet filmi izleyen herkesin sokaklara dökülüp adam öldürmesi gibi bir şey. Burada rehberlik sistemlerinin ve ebeveyn bilincinin devreye girmesi gerekmektedir. İyi ve kötü davranışlar çocuğa öğretilerek, empati yeteneğinin arttırılması sağlanmalıdır. Siz çocuğunuza ders dışında, sosyal gelişimini sağlayacak eğitim vermezseniz, inanıyorum ki istediğiniz kadar izole edin yanındaki arkadaşının her türlü davranışını sorgulamadan kopyalayan, kopya nesiller yetiştirirsiniz.

Yazı dizimin devamında sistemin diğer öngörülerini irdelemeye devam edeceğim.

4+4+4 Eğitim sistemi ile ilgili MEB’in sayfasındaki soru ve cevaplara aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyurular2012/12Yil_Soru_Cevaplar.pdf