CEM YILMAZ

Bakmayın böyle boş olduğuna, biraz erken gelmişiz de o yüzden.TİM MASLAK Show Center yine tamamen dolu ve sahnede Cem Yılmaz. Ne zamandır istiyordum sahnede Cem Yılmaz’ı izlemeyi. Sonunda kızlarımın da okul,sınav ayarlamalarını yapıp 1 Nisan şakası olarak gittik izlemeye. Tuana (kendisi büyük kızım olur) gülmekten koptu bütün gösteri boyunca. Ben yüzde elli güldüm, Alara ise çok az güldü ne yazı ki. Tabi bunda yaşının(11) önemi çok büyük bence. Espriler ya çocuklar için henüz önem arz etmeyen konulardandı ya da ağır. O içimizde en az keyif alanımız oldu ama olsun. Artık canlı performans yapmayacağını söyleyen Cem Yılmaz’ı fırsat varken canlı canlı, önden 3. sıradan izlesin istedim. Hatırası olması bakımından….

THE WOMEN IN BLACK

Korku ve gerilim filmlerini çok severim ve gerçekten de beni korkutabilen film sayısı (Em Sokağı’ndan sonra ki o sıralar ufacıktım) oldukça az. Gerildiklerim var ama korkmakaynı gülmek kadar zor benim için sinema salonlarında. Ama bu film gerçekten korkunç…. En az 2-3 sahnede resmen korkudan ldüm. Efektler müthiş. Evde izlesem eminim o kadar korkmam çünki korku konu ile değil sinemadaki ses düzeni ve korkunç efektlerle sağlanmış. Mutlaka sinemada izlenmesi gerekn bir film. Bir de benim gibi küçük kızınızı da yanınızdagötürme gafletinde bulunmayın bence….

Konuya gelince, aslında hoş bir dönemde çekilenfilmin son 15 dakikasına kadar müthiş bir son bekliyorsunuz, en azından ben böylesi korkunç bir senaryonun sonunun asla hayal edemeyeceğim bir şekilde biteceğini merek ve ümit ederek seyrettim filmi. Ama neyazık ki pek çok filmde olduğu gibi, merak uyandırılan sonun çok da farklı olmadığını görmek üzdü beni. Birazcık daha farklı olsaydı keşke, ama yine de Harry’nin büyüp baba olduğunu görmek, başının da hala beladan kurtulmadığını izlemek hani dönem ve kostümler de olmasa neredeyse son Harry Potter’ı izlediğimi bile düşündürtebilirdi bir ara. Ama yine de son aylarda seyrettiğim en kada değer film bence.

A young lawyer travels to a remote village where he discovers the vengeful ghost of a scorned woman is terrorizing the locals.

Director: James Watkins
Writers: Susan Hill (novel), Jane Goldman (screenplay)
Stars:Daniel Radcliffe, Janet McTeer and Ciarán Hinds

HUNGER GAMES /AÇLIK OYUNLARI

Kuraklık ve arkasından gelen yangın ve kıtlıklarla zayıflayarak çökmüş; yerini bir başkent ve 12 eyaletten oluşan Panem adında bir ülkeye bırakmıştır. Bu yeni ülkede her sene eyaletlerden kura ile seçilen ikişer gencin katıldığı “Açlık Oyunları” düzenlenmektedir. Kısmen eğlence amaçlı, kısmen de halka göz dağı vermeyi hedefleyen bu oyunlar, ayrıca tüm Panem ülkesinde televizyonlardan da izlenmektedir. 24 farklı ‘yarışmacı’ bütün televizyon seyircilerinin gözleri üzerindeyken, rakiplerini eleme ve hayatta kalma mücadelesi vermektedirler.

Katniss’in 16 yaşımdaki kız kardeşi Primrose, maden yataklarıyla ünlü eyaletin ‘kadın yarışmacısı’ olarak seçildiğinde Katniss onun yerini almak için gönüllü olur. Erkek katılımcı Peeta ile Katniss, kendilerinden yaş ve kuvvet açısından daha büyük, güçlü ve ömürleri boyunca bu an için eğitilmiş olan rakiplerine karşı ayakta durmaya çalışırlar…

Storyline
In a dystopian future, the totalitarian nation of Panem is divided between 12 districts and the Capitol. Each year two young representatives from each district are selected by lottery to participate in The Hunger Games. Part entertainment, part brutal retribution for a past rebellion, the televised games are broadcast throughout Panem. The 24 participants are forced to eliminate their competitors while the citizens of Panem are required to watch. When 16-year-old Katniss’s young sister, Prim, is selected as District 12’s female representative, Katniss volunteers to take her place. She and her male counterpart Peeta, are pitted against bigger, stronger representatives who have trained for this their whole lives. Written by Suzanne Collins

Katniss Everdeen: So you’re here to make me look pretty.
Cinna: I’m here to help you make an impression.

Director: Gary Ross
Writers: Gary Ross (screenplay), Suzanne Collins (screenplay), and 2 more credits »
Stars:Jennifer Lawrence, Josh Hutcherson and Liam Hemsworth

Önce kitabını okuduğum filmler şimdiye kadar hep hayal kırıklığına uğratmışlardır beni. Yazım dili ne kadar ağdalı, fütürist ve muhteşemse, filmleri de bir o kadar basit olur genelde. Ama bu kitabı okurken konuyu muhteşem, yazım dilini ise çok basit bulmuştum. Öyle ki ilkokula giden kızın bile kitabın tamamını çok kolay anlayabilmişti. Kitapta ne bir benzetme, ne de yazarın hayal ve yazım gücünü gösteren farklı bir tasvir okuyorsunuz. Hayal gücü, ne yazık ki konuyla sınırlı kalmış. Bence kitap çok daha farklı yazılabilirdi ama bu yalınlık filmin işine yaramış. Çünkü ilk defa bir film kitabından iyi.

Sadece kızlarım istediği için, hiçbir beklentim olmadan gidip de “iyi ki gelmişim “ dediğim ender filmlerden birisi. Tabi başrol oyuncularının popülerliği de (kızımın ve arkadaşlarının tepkilerinden anladığım kadarıyla) filme ayrı bir hava katmakta. İlk başlarda boş ve hoş olarak gördüğüm filmi, sona doğru, güncelliğini kavradıkça, daha da hoşlanarak izliyorum. Başta, diğer eyaletleri yöneten ve onları doğal kaynakları için sömüren bir başkent, bu başkentin yöneticisi….Bilmem siz de benimle aynı görüşte misiniz ama tüm bu açlık oyunlarının, başkentten korkulması ve kaosun devamı için yapılması, bu korku ve kaostan beslenerek diğer eyaletlerin sömürülmesi hiç de yabancı gelmedi bana. Demek ki kaçıncı yüzyılda olunursa olunsun devran değişmiyor, değişmeyecek….