Yıl 2006, yer Barcelona Uluslararası Havaalanı. Barcelona’da üniversite 10 gündür tatildi. Tatil resmi olarak yarın biteceğinden bugün öğrenci misafirhanesinin açılması gerekir diye düşündüm ve geldim. 2 saattir telefonla arıyorum ama açan yok. Yarın sabah ders var, ne umursuz bu Katalanlar.
Olsun yine de zevk alıyorum burada olmaktan. Çok renkli ve hareketli bir havaalanı. Gelenleri izliyorum 3 saat boyunca. Sonra söyleniyorum kendi kendime. Havalanına gelen yolcuların neredeyse %90′ının 16-25 yaş arasında olduğunu farkediyorum. Bizde hiç de görmeye alışık olmadığım bir durum bu. Hem uçak bileti fiyatlarının fazlalığı hem de bizim uluslar arası seyahat engelimiz olan anne-baba konsolosluğundan vize alamamamız yüzünden, sadece belli yaş ve gelir gurubu yolcular olur bizim havaalanlarında. Burada herkes çok küçük (genç demeyeceğim çünkü genç benim ve onlar benden en az 10-15 yaş küçükler. Çocuk bunlar yahu. Anaları babaları nasıl izin vermiş de gelmişler buralara?).
Bu izlenimimde ne kadar haklı olduğum 1 saat sonra onaylandı (zaten yanlış izlenimim yoktur). Misafirhane telefonu cevap vermeyince, burada kalan bir akrabanın kızını aradım ve onun yanına gittim. O da özel bir hostelde çalışıyordu part-time. Onunla konuştuk ve doğruladı beni. Gelenler hep lise ve üniversite öğrencileriymiş.1-2 günlüğüne bazen 1-2 aylığına gezmek için geliyorlarmış. O artık oralı olmuş artık, yarı Avrupalı yani. Çok normal diyor. Hepsi çalışıyor, kendi paralarını kazanıyorlar. Bu paraları da bizim gibi “marka” etiketlerine değil, uçak biletine yatırıyorlar. Çoktan araba kullanmaya, ayrı yaşamaya, kendi kararlarını almaya ve sonuçlarına katlanmaya, para kazanmaya başladıkları için de gezebiliyorlar rahatça.
Birden benim lise ve üniversite yıllarım, heyecanlarım ve arzularım geldi aklıma. Dünyayı gezmek en büyük hayalimdi. Özellikle Avrupa’yı. Inter-rail o zaman da vardı. Sadece 1 biletle tüm Avrupa’yı gezmek. Bir sırt çantası, trende uyumak, 3-5 arkadaş. Ama olmadı tabi ki. Çünkü benim ailem de korumacı, tutucu ,klasik 90′ların Türk ailesi idi. Kız başıma asla gidemezdim oralara. Hep aklımda kaldı bu hayal. Yıllar sonra kendi paramı ve ailemin o çok zor kazanılan güvenini de kazanıp uçakla gitmiş, çok daha lüks otellerde yatmış, lüks yemekler yemiş olsam bile o tren yolculuğu hala en büyük hayalim.
Kızıma(13) anlatıyorum geçen gece bunu. Seninle yaparız bu geziyi diye. Onu bu konuda destekliyorum, güven veriyorum, ben olmasam bile muhakkak git, gez, gör diyorum. Aklında hiçbir şey kalmayınca evlen diye ekliyorum. O anlamıyor anneannesi ve dedesinin bakış açısını. O zaman öyleydi diyorum.
Siz de çocuklarınıza, ayaklarının üzerinde durması için bazen arkanızı dönmeyi bilin. Arkanızı dönmek bir daha hiç öne dönmemek anlamına gelmez. Sadece yapabileceklerini hem kendisine hem de bize kanıtlamak için fırsat verir ona da bize de.Bunun için bulunmaz bir fırsat Inter-rail. Bir trenle tüm Avrupa. Tek şart 26 yaşından küçük olmak.