Eski bir filmi izliyorum televizyonda. O günlere uçuyor önce aklım, sonra bedenim. Bir büyükelçinin Ortadoğu’daki barış çabaları filmin konusu. Her şey çok farklı bugünden. Saç modelleri komik, kıyafetler çok demode. Arabalar, tanrım ne kadar da sıradan.

Ama konuşmalar, diyaloglar çok kibar. Her şey farklı, konu dışında. Konu günümüzde hala gündemden inemeyen Ortadoğu barışı. Cep telefonu yok, uydu bağlantıları yok. Kulaklıktan haberleşme yok. Her şey çok daha basit ve zor yöntemlerle halledilmeye çalışılıyor. Daha ilkel silahlar ellerde, öldürme gücü sınırlı. Belki bu sayede sadece hedefi vurursunuz, yakındaki sivil halkı değil, diye düşünmeden edemiyorum.

En az 20 yıllık bir film. Yirmi yılda teknoloji ve bilim ne kadar da ilerledi. Uzaydan yeryüzündeki noktaları görüntüleme, anında istihbarat, çok çok iyi eğitim almış uzmanlar, dünyanın her yerinde yükselen üniversiteler ve diğer eğitim-araştırma kurumları, yapılan milyonlarca bilimsel deney, halen süren araştırmalar, klonlama, herkesin evindeki bilgisayar ve internetten tüm bilgilere anında ulaşabilmek ve saymayı asla başaramayacağım daha nice yenilikler.

Gerçekten de hayatımızı kolaylaştırıyor mu tüm bunlar? Daha mı kolay yaşıyorum anneannemden? Evet onun gibi elimde ne bulaşık yıkıyorum ne de çamaşır ama niye o seksenlerinde hala dinç ve ben otuzlarımda bel fıtığı ameliyatlıyım öyleyse? Belki kullandığı mobilyaları 50 yıllık ama benim yeni koltuklarımdan daha sağlamlar hala. Evlerinde internet yok, ihtiyaç da duymuyorlar. Sadece bir televizyonları var ama yetiyor onlara. Her gün düzenli gazete okuyorlar ama hiç aksatmadan. Şimdiye kadar oturup hiç düşünmemiştim yaşantılarını. Dışarıdan bakınca zor gelmişti birazcık ama benden daha dinginler aslında. Mikrodalga, tv, bilgisayar ve cep telefonunun yaydığı radyasyon tehlikeleri yok bir kere. Benim gibi abur cubur alışkanlıkları da yok, hep sağlıklı besleniyorlar eski usul. Bilgisayar ya da televizyona bağımlı değiller, yani daha çok fiziksel aktiviteye zaman, sonuç benden zayıf bir anneanne. Araba da kullanmıyor ki her yere yürüme gidersen tabi kilo sorunun olmaz. Temel gündemi takip ediyorlar, işsizlik, emekli aylıklarına zam, düşmanlarla ya da komşu ülkelerle ilişkiler gibi. Onun dışında aşırı detaycı değiller, oturup Merkez bankası bilançosuyla ilgilenmiyorlar. Yeterince dindarlar, namaz kılıyorlar, oruç tutuyorlar ve benim yapmadığım başka dini görevlerini de yerine getiriyorlar ama benden hoşgörülüler. Kimseyi dini konuda eleştirdikleri duymadım hiç. Yaşlı oldukları için günümüz dünyası çok fazla entegre olamıyorlar doğal olarak ya da bunu istemiyorlar. Sanki izlediğim filmi yaşıyorlar hala.

Birden farkına varıyorum aslında benden de fazla mutlular ve huzurlular. Ben onlardan daha çok okudum, daha fazla param var. Anneannemden daha özgürüm bir kadın olarak, arabam var, cep telefonum var. Gardrobumda kat kat fazlasıyla elbisem var.

Ama bir şey var onlarda olup da bende olmayan. Düşünüyorum ama tam olarak oturtamıyorum taşları yerine. Gerçekten her yönden ileri giderken, insan olarak çok mu geri gittik acaba fark etmeden?