Eminim diyet yapan herkes bir süredir “Eyvah Ramazan geldi!!! Şimdi diyet nasıl devam edeceğim?” gibi benzer sorulara kafa yoruyordur. Kendi kendinize psikolojik baskı yaptığınızın umarım farkna varır ve endişelenmeyi hemen bırakırsınız.
Diyet yaparken benim en önemli ilkelerimden birisi “ASLA KİMSEYE DİYETTE OLDUĞUNU SÖYLEME” idi. Neden mi? Diyette olduğunuzu söylediğinizi düşünün, herkes devamlı kaç kilo verdiğinizi ya da verip veremediğinizi sorar. Arkadaşlarla çıkılan her yemek ya da çay randevusu, diyet hakkında ve daha çok sizin KİLONUZ hakkında bir seminere dönüşüverir farkında olmadan. Bir süre sonra hergün aynı sorularla karşılaşmak ve cevap vermekten sıkılıp, bu yemek molalarına çıkmamaya başlarsınız. Kilo verirken mutlu ve huzurlu olmanız çok önemli. Sizi tedirgin eden herşeyi minimize etmeye çalışın. Bu eğer diyetinizle aşırı ilgilenen arkadaşlarınız ya da aile fertlerinizse ya onları minimize etmelisiniz( ki bu sizi yalnızlığa iteceğinden tavsiye etmiyorum) ya da bu sıkıcı diyet konuşmalarını ortadan kaldırmalısınız. Bunun için de en etkili yol diyette olduğunuzu kimseye söylememektir.
Bu sayede kilo vermenizin durduğu dönemlerde de “bu ara kilo veremiyorsun galiba şekerim” gibi yarı ima yarı kıskançlı içeren cümlelerden de kurtulmuş olursunuz. Ayrıca her ay rapor vereceğiniz 10-20 arkadaş, 10 akraba, 15 iş arkadaşı, 5 mahalle komşusundan da otomatik oarak kurtulursunuz. Benden tavsiye etmesi….

Arkadaşlarının gözünden kaçmaz tabii ki. Bir kaç hafta sonra sizde ki incelmeyi farkettiklerinde, soruları geçiştirin: Biraz yoruldum bu ara galiba / Uykusuz mu kaldım ne? Uykumu alamayınca hemen zayıflıyorum/ Ekmek yemedim 2 haftadır. Ondan galiba, gibi uyduruk, basit birkaç neden sıralayın. Ve ” ya aslında öle kilo falan vermedim, ödemim gitti ” gibi işi önemsizleştirin. Siz diyetinizi en başında çok ciddi bir şekilde sunarsanız, ara raporlarınızı da aynı titizlikle bekliyor olacaklarını asla unutmayın.
Zaten bu diyet işini siz de çk ciddiye almayın. Başlayın ve başlamanın başarmak olduğunu kabul edin. Bütün gün diyette olduğunuzu düşünmeyin. Diyetinizi çok iyi planlayın. Sabah, öğle, akşam ve aralarda ne yiyeceğinizi 1 haftalık planladıktan sonra, her gün bu yiyecekleri nereden ve nasıl temin edeceğinize karar verin. Yanınıza alacaklarınızı alın ve artık bırakın, yaşam devam etsin.

Ramazan’da da aynı şey söz konusu. Diyette olsanız da olmasanız da herkes gibi sizde bir süre yemek yemeyeceksiniz( oruç tutuyorsanız). Oruç tutmuyorsanız günlük planınızı aksatmamaya çalışın. Sakın tutanlar kadar aç kalmayın. Bazılarımız ayıp olur endişesi ile oruç tutmaslar bile tüm gün aç kalmaktalar ki bu çok yanlış. Oruç tutan diyetliler için benim önerim biraz ters düşünmeleri. Yani gündüzü gece, geceyi gündüz gibi düşünmek ramazan için iyi bir çözüm bence.
Sabah yenilen orta ağırlıkta bir kahvaltı yerine akşam iftar yemeği (salata, çorba ve biraz ekmek, su). 2 saat sonra bir ara (meyva ya da tahıl, yoğurt,süt) , öğlen yemeği yerine gece yatarken içilen bir çorba ya da bir sebze yemeği ve biraz ekmek, yoğurt . Ama sahura kalkanların gece yatarken yoğurt veya meyva yiyip yatmasını öneriyorum. Çünkü onlar akşam yemeklerini, sahurda yiyecekler. Bu şekilde diyetinizi planlarsanız hiç bir sorun olacağına inanmıyorum. Tabii bol su içmeyi, meyva ve tahıl gibi posalı ve vitaminli şeyler yemeği unutmayın.
Ramazan’da en çok dikkat edilmesi gereken şey bence tatlılar. Kendi deneyimlerime göre, 11 ay yemeden durabildiğim birçok tatlı çeşidini, Ramazan ayında nasıl oluyor da doymamacasına mideye indiriyorum bilmiyorum. Bu tamamen toplum baskısı bence. Çocukluğumuzdan beri kan şekeri düşmesine inanmış ve ramazan gecelerinde sırf bu yüzden devamlı tatlı yiyerek büyümüş bir nesil olarak, artık bununla mücadele etmemiz gerektiğini düşünüyorum.
Ramazan’ı diğer aylardan ayırmamaya çalışın. Diyetinizi iyi planlayın. Kilo veremezseniz de asla üzülmeyin. Daha önümüzde 11 ay var. O zaman verirsiniz.Ama kilo almamaya da gayret gösterin. Diyetinizden çok sapmayın.
Hayırlı Ramazanlar!!!!