Son yıllarını sayısız kez kilo alıp vermeyle geçirmiş birisi olarak, artık “diyet, kilo verme, rejim” gibi kelimeleri kara listeme almış bulunmaktayım.Kim derdi kanser, HIV varken bu yüzyılın en önemli sorunlarından birinin belki de en önemlisinin “KİLO KONTROLÜ-OBEZİTE-ŞİŞMANLIK” olacak diye. Neden en önemlisi diyorum, çünkü eğer kilo probleminiz varsa, kalp hastalıkları, şeker, kanser psikolojik hastalıklar ve sıralayabileceğim bir sürü hastalığa yakalanma ihtimaliniz artmış demektir. Sorunlarım çözüldü mü? Tabii ki hayır. Hayat hala çok zor ve gizemli. Kızların sınavları, ergenlik sorunları, eşimin iş problemleri hala devam ediyor ama artık, daha dinç ve mutlu olduğum için her şeyle mücadele etme gücünü buluyorum kendimde.

“DİYET GÜNLÜĞÜ” tutma fikri çok mantıklı geliyor şimdilerde. Belki kilo vermeye de bu tür bir günlük sayesinde başlarım. Burada her gün bu günlükten bölümler yayınlayacağım. Gerçek bir kilo verme öyküsünün aynı problemi yaşayanlar için çok önemli oluğunun farkındayım. Ama bu günlükten önce diyete nasıl başladığımı anlatacağım ki bu da en az diyet yapmak kadar önemli bir aşama aslında.
“YEMEK GÜNLÜĞÜ” şimdilerde kilo vermek isteyen herkese şiddetle tavsiye ettiğim bir başlangıç aşaması. Kendinize, 15-20 gün boyunca, yanınızdan hiç ayırmayacağınız, cebinize sığabilecek kadar ufak bir bloknot edinip, her yediğinizi miktar, adet ve saatiyle beraber bu küçük deftere kaydedeceğiniz bu metot, başarı için ilk ve en önemli basamak (Örnek: Gece 12: Bir büyük pizza, 1 lt kola ve 2 çikolatalı gofret).

1. Kural: Bu süre zarfında asla yemek yeme alışkanlıklarınızı ve düzeninizi değiştirmemelisiniz. Kendinize ve deftere karşı dürüst olmalısınız. Bu sürenin uzunluğu size kalmış, ama bence en az 15-20 gün olmalı. 1 ay çok ideal, çünkü katıldığınız yemekli toplantılar, regl öncesi ve sonrası durumunuz, stresli, mutlu-mutsuz günleriniz hatta sınav tarihlerinizi de kapsaması çok daha etkili ve verimli olmaktadır. (Örnek: Gece 12: Bir büyük pizza, 1 lt kola ve 2 çikolatalı gofret (Not: Regl olmama 2 gün var ya da sevgilimden ayrıldım.) gibi).

2.Kural: Bu günlüğü tutarken ne olursa olsun ASLA dönüp eski yazdıklarınıza bakmamalısınız. Bu sizin kendinizi frenlemenize dolayısı ile de gerçek yeme alışkanlıklarınızın net bir şekilde görülmesini engeller. Sabırlı olmak diyette çok önemlidir ve bu süreç size sabırlı ve kararlı olmayı öğreteceği için de çok önemli bir aşamadır. Bu aşamada, ilk günlerde olmasa bile 2.-3. hafta itibariyle biraz yediklerinizin miktarını ve saatini düşünmeye başlarsınız. Yediğiniz son dilim pasta için “Gerçekten yemeli miydim?” diye sorgulamaya başladığınızda yavaş yavaş diyet yapma aşamasına yaklaştığınız anlaşılır aslında. Bu yüzden bu aşama için süre veremiyorum. Çünkü gerçekten karnınızla gözünüzün aynı anda doydunu anlamanız için gereken süre herkeste farklıdır. Ama bu şekilde günlük tutmak, elinizde somut veriler olduğu için bu süreyi kısaltacaktır. Kısaltmak zorunda da değildir aslında çünkü amacı bu değil zaten. Dediğim gibi amacı sizin yemek yeme alışkanlıklarınızı net ve doğru bir şekilde ortaya koymaktır. Kendi deneyimlerime göre diyetisyenin karşısında oturup da ne yediğinizi anlattığınız o süreçte, bilinçli ya da bilinçsiz birçok eksik veri konulur ortaya. Ya utanırsınız günde 5 paket çikolata, 2 porsiyon döner üzeri sütlaç yediğinizi söylemeye (ben de utanırdım, karşımda, 50 kg’ı hayatında geçmemiş, midesinin kapasitesi bir sütlacı ancak zar zor alacak büyüklükte olan bir diyetisyen varken) ya da unutursunuz sınavlardan önce yediğiniz tatlıları, gece uykunuz tutmadığında içtiğiniz sıcak çikolatanın yanında yenen birkaç ufak kurabiyeyi söylemeyi. İşte bu günlük size burada yardımcı olacak. Çünkü diyetinizi ister kendi başınıza, ister bir diyetisyenle ya da doktorla ya da bir arkadaşınızın yardımı ile (ki bu ben oluyorum) yapacak olun, neden kilo aldığınızı, neleri çok yiyip, neleri az ya da hiç yemediğinizi, ya da asıl sorunun yediklerinizde değil de yeme saati veya miktarı olduğunu görebilmeniz gerekmektedir. Ancak bu şekilde doğru bir beslenme planı çıkarılabilir. Yoksa diyetisyenin karşısında geçirilen 5 dakikada anlattıklarınıza göre verilen rejim listesiyle herkesin incecik olması gerekirdi. Bundan çok eminim çünkü tüm bunları sayısız kez ben de yaşadım. Her seferinde kendi suçladım başarısızlarımdan dolayı. Ne zaman bilinç düzeyimi arttırıp, diyetisyenimi bile sorgular duruma geldim, o zaman anladım ki en az benim kadar onların da hataları vardı benim başarısızlıklarımda. Bu yüzden bu kadar detaylı anlatıyorum tüm bunları. Siz bu hataları yapmayın, bilinçliliğinizi, farkındalığınızı arttırın diye. Benim yazdıklarımda da eksiklikler olabilir ki bu çok normal. Diyetisyen doktorların oluyor da benim olmasın mı? Ben burada asla reçete ya da tedavi yöntemi falan vermiyorum. Ben tamamen kendi kişisel deneyim ve görüşlerimi paylaşıyorum sizlerle. Bir kişinin bile kendiyle barışıp, kilo vermesini ya da başka konulardaki farkındalığının ortaya çıkmasını sağlayabilirsem, bu beni çok daha mutlu bir insan yapacaktır. Yani benim de çıkarım var bu işten: MUTLULUK. Yaptığımız her şeyi bunun için yapmıyor muyuz zaten? Parayı neden kazanıyoruz, ya da neden okula gidiyoruz? Hepsi mutluluğu elde etmek için değil mi? Ben e azından kendimi kandırmıyorum, amacımı çok net ortaya koyuyorum o kadar.